Matbaanın Osmanlı coğrafyasında geç gelmesi ile ilgili bitmek tükenmek bilmeyen bir tartışma söz konusudur. kimi günah diye matbaanın gelişine engel olundu derken, kimi de hattatlar işsiz kalacağı sebebiyle gelmedi derler ve 90.000 Hattatın olduğu ifade edilir .
Bu iki görüşte ideolojik ve siyasi olmaktan öteye bir anlam ifade etmez çünkü 90.000 tane hattat olmuş olsaydı onların yazmış olduğu elyazmalarıyla milyonlarca elyazması olması icap ederdi .
Haram olduğuna dair gecikti iddiası içinde, bununla ilgili elimizde hiçbir belge bulunmamaktadır
Peki neden geç geldi ?
1727’de İbrahim müteferrika matbaayı kurduğu zaman ilk önce bir harita bastı. matbaanın kuruluşundan İbrahim müteferrika’nın ölümüne kadar geçen 20 yıllık dönemde 17 kitap basılabildi. müteferrika‘nın ölümünden sonra ise yalnızca bir kitap basıldı ve ondan sonra matbaa 27 yıl faaliyet göstermedi. bu da gösteriyor ki toplum Kitap basmaya fazla rağbet göstermiyor. Osmanlı topraklarında 18. yüzyılda basılan kitap çeşidi 50’yi bulmazken Japonya’da 10.000 çeşit kitap basılmıştır.
Sonuç olarak buradan çıkan, Osmanlı toplumu da okuyan sayısının, cumhuriyet döneminde olduğu gibi okuyan insan sayımızın az olduğunu göstermektedir. Her şey arz ve talep üzerine kurulduğu için Osmanlı toplumunda da matbaanın gelişmesi 200 yıl gecikmeyle başlamıştır .

Bugün bana gelerek”Hocam çok güzel eserler verdiniz, bize tarihimizi öğrettiniz” diyor kitapları karıştırırken. Sanıyorum ki, üç beş kitap alacak ya kendi okuyacak, ya da birine hediye edecek. Ama adam yavaşça kitabı bırakıp gidiyor.
Ya da “yazdıklarımdan hangi gerçekleri öğrendin” diye bir soru yönelttiğim zaman, yüzündeki mahcubiyeti gördüğüm için artık hiç kimseye bu soruyu da sormuyorum .
Yani “Üstadım bu millet kitap okumuyor” diyenlerin büyük çoğunluğunun kendisi kitap okumuyor.