Bugun...



HALKÇI BELEDİYECİLİĞİN ÇÖPLÜĞÜNDE GEZİNMEK

Söyleyecek sözü olmayan, ayakları yere basan projesi bulunmayan parti ve siyasiler işe yarar bir şeyler söylediklerini göstermek için bazı kavramların içini boşaltmaya bayılır. Cahilin cesaretinden olsa gerek bunu yaparlarken de kimseden çekinmezler. Ne de olsa Türk siyasi hayatı dünden bugüne bu tiplerin elinde yoğruldu, özellikle de menfaat taşlarıyla döşeli dehlizlerden oluşan taşranın yerel siyaseti.

facebook-paylas
Güncelleme: 04-02-2026 10:37:02 Tarih: 04-02-2026 10:10

HALKÇI BELEDİYECİLİĞİN ÇÖPLÜĞÜNDE GEZİNMEK

Nasıl ki AK Parti’nin diline doladığı sosyal belediyecilik anlayışı sadaka belediyeciliğine dönüştüyse CHP’nin tahakkümü altındaki “Halkçı Belediyecilik” kavramı da Antalya ve Manavgat’ta halk düşmanlığına evrildi dersem herhalde yanılmam. Basına düşen Manavgat ve Antalya Büyükşehir Belediyesi yolsuzluk iddianamelerine bakıldığında hepimiz bunu rahatlıkla görebiliriz. Örneğin gariban esnafın iş yerini ruhsat sorunları nedeniyle kapatanlar, rüşvet karşılığında kaçak odası olduğunu göğsünü gere gere söyleyen zenginlere dokunmamış. Anlayacağınız Antalya ve Manavgat’ta ki Halkçı Belediyecilik halkı kendi çıkarlarına kalkan yapan zübükzadelerin elinde halk düşmanlığının farklı bir suretine bürünmüş.

1961 ve 1982 Anayasalarında yer almayan Halkçılık günümüz İdare Hukuku açısından da sıkıntılı bir kavramdır. Mevzuat her şeyden önce Halkçı Belediyecilik açısından çok fazla boşluğa sahiptir. Bu boşluktan içeriye girmeye çalıştığınızda da müfettişleri ensenizde bulmak mümkündür. Halkçı Belediyecilik kapsamında vadedilenler küçük esnafı ve üreticiyi bitirme noktasına sürükleyeceği açıkken bunu savunanların temel derdinin propaganda ve talan ekonomisi oluşturmadan başka bir şey olmadığı yaşanılanlardan anlaşılmıştır. Yıllardır Halkçı Belediyeciliğin propagandasını yapmaktan geri durmayan CHP, gelin görün ki hükümete geldiklerinde bu politikayı genel siyasette uygulayacaklarına dair hiçbir vaatte bulunmuyor. Çünkü onlarda özü itibariye AK Parti gibi neoliberal bir anlayışa sahip.

CHP’nin hedef kitlesinde yer alan: solcuları, işçileri, sözde devrimcileri, emeklileri ve açlık sınırının altında yaşayan halkı, kendi etrafında birleştirmek için dilinden düşürmediği Halkçı Belediyeciliği nasıl ihya edeceği, uygulamasının ne şekilde gerçekleştirileceğine dair bir planı olmadığı aşikardır. Mesela 2024 yılında CHP “Güvenli Liman: Halkçı Belediyecilik” isimli çalışmasında “Halkçı belediyecilik, tüm yurttaşları eşit kabul eder ve halkın hep birlikte refah sahibi olmasını, hep birlikte zenginleşmesini hedefler” şeklinde bir tanımlama yapmıştı. Buna inanan Antalya ve Manavgat seçmeni ise oy verdiği, başkan seçtiği Muhittin Böcek ve Niyazi Nefi Kara’dan şahsiyetlerini, gelinlerini, akrabalarını, çocukluk arkadaşlarını, köylülerini… eşit görüp onları zenginleştirme muamelesi içerisine girerek refah ve zenginleşmeden ne anladıklarını, bunları kimlerin hak ettiklerini hepimize gösterdiler. Muhtemelen bu iki başkan ve işbirlikçileri halk ve eşitlik mefhumlarından hısımlarını ve yakın çevrelerini gözetmeyi; zenginleşmeden ise mensubu bulundukları zümreye rant alanı açmayı anlamışlar!

CHP, Halkçı Belediyeciliğin vasfını “Herhangi bir zümre, grup veya kimliği kayırmadan kamu yararını ve tüm yurttaşların faydasını gözetmek” olarak açıklarken uygulamada CHP’li Manavgat Belediyesi önceden ismi belirlenmiş kişileri işçi kadrosuyla işe alarak kayırmanın dipnotunu kaleme almış oldu. 4 Temmuz Skandalından sonra da işe alınanlara ya zamsız çalış ya da kapı orada denilerek emekçi hakkından doğan faydanın günü kurtarmadan ibaret olduğunu kanıtladı. Halkçı Belediyeciliği “Temel altyapıyı iyileştirme” anlayışı olarak tanımlayan CHP uygulama da -köstebekleri çok sevmesinden olsa gerek- Manavgat şehir merkezinin yollarını baştan savma tamir ederek (?) köstebeklerin kullanımına öncelik sağladı. Ne de olsa Halkçı Belediyecilikte hayvan hakları insan haklarından daha evlaydı. Hayvanlara sağlanan konfor alanı kamusal yarardan çok daha öncelikliydi!

“Halkçı belediyecilik, yerel yönetimlerin daha katılımcı, adil ve şeffaf olmasını…amaçlar” diyen CHP yönetimi, bu cümlenin de hakkını Antalya ve Manavgat’ta fazlasıyla verdi diyebiliriz. Manavgat Kent Konseyini Şükrü Sözen kapatmış olmasına rağmen 2024 seçimleri öncesinde CHP adayı yeniden açacağını vadetti. Peki ne oldu? Seçimlerden zaferle ayrılınca Kent Konseyinin adını bile ağzına almadı. Aslında Halkçı Manavgat Belediyesi bunda haklıydı. Neden mi? Çünkü Manavgat bir kent değil gelişmiş metropol bir şehirdi! Şehirde katılımcılığı, şeffaflığı sağlayacak olan “Kent Konseyine” zaten ne gerek vardı ki! Konseydeki “Kent” ibaresi ne de olsa Manavgat’a birkaç beden küçük gelirdi! Kent Konseylerinin yerel yönetim açısından kendisini seçen halka doğrudan hesap vermesini sağlayacak bir oluşum olmasını ıskalayan Halkçı Belediyenin, Manavgat Halkına hesap verme gibi bir niyeti gerçekten var mıydı inanın bende çok merak ediyorum?

CHP’nin “Güvenli Liman” olarak tanımladığı ancak güvenilmez siyasiler eliyle hiç ettiği Halkçı Belediyeciliğin propaganda metinlerinde ya da söylevlerinde yerel yönetimlerde vadedilen katılımcılığın, şeffaflığın ve adil yönetimi nasıl sağlayacağını açıklayan tek bir cümle bile bulamazsınız. Bulamazsınız çünkü CHP’nin aynı AK Parti gibi şeffaflık, adalet ve özelliklede katılımcılık diye bir derdi kanaatimizce pratikte yoktur. Şayet olsaydı kamu menfaatini yerel yönetimde en iyi koruyacak olan halkı, Kent Konseyi gibi organlarla yönetime tali yollarla taşıyabilirdi.

Şeffaflıktan nasiplenmemiş CHP, kontrolü altındaki Manavgat Belediyesinde Şükrü Sözen, Niyazi Nefi Kara dönemlerinde işçilerin hangi kriterle işe alındığı veya hangi kriterle işten çıkarıldığı ya da Şükrü Sözen döneminde olduğu gibi hangi gerekçelerle maaşlara yüksek oranlarda zam yapıldığı açık değildir.

Manavgat Belediyesinde Sayıştay raporu doğrultusunda işten çıkartılacak işçilerin akıbeti Manavgat kamuoyunda tartışılırken hangi gerekçeyle işten çıkarıldığını bilmeyen kadın bir işçi, sosyal medyadan yayımladığı açıklamayla Manavgat’taki Halkçı Belediyeciliğin nasıl da bir çöplüğe ve bataklığa dönüştüğünü tüm Manavgat’a anlattı. Yapılan açıklamada: “… aralarında birim müdürü eşleri, meclis üyesi eşi ve sadece belediyeden aldıkları maaşları son model arabalarına yakıt gideri olarak harcayanlar neden (işlerine) hala devam ediyor? Manavgat Belediyesi resmi kurum olmak(tan) çıkıp bir birim müdürü ve birim sorumlusunun kişisel oyun alanına dönüştü. Hiçbir birim sorumlusu ya da müdürün insanların ekmeği ile oynamaya hakkı yoktur… Manavgat belediyesinde dönen çirkin oyunların, ego savaşlarının faturasını biz işçilerden çıkarmayın.” Bu ağır açıklama ve iddialar üzerine Manavgat Belediyesi kamu vicdanını rahatlatmak için kaç çalışanının Belediye Meclis üyesi ve birim müdürü eşi veya akrabası olduğunu, Belediye’ye Niyazi Nefi Kara döneminde alınan işçilerden kaçının Manavgat’ın yerlisi olduğunu açıklaması gerekir. Ne de olsa Halkçı Belediye olan Manavgat Belediyesi yönetimi yerel seçimlerde şeffaflıktan ödün vermeyeceklerini kamuoyuna vadetmişti.

Kenti, rant mekanı olarak görme çarpıklığı içinde bulunanlardan Halkçı Belediyecilik kavramı artık kurtarılmalıdır. Bu da ancak CHP’li Manavgat Belediyesinden kurtulmakla mümkün olur. Şark kurnazlığı yapan taşralı siyasi elitlerin temsil ettiği iptidai feodal zihniyetin elinde, bırakın Halkçılığın içinin boşaltılmasını Türklükte, dinde, imanda yok olmaya mahkumdur. Unutulmamalıdır ki siyaseti bir dava uğruna yapmayan zihniyetler CHP ve AK Parti’de olduğu gibi kendi çıkarı için her ideolojiyi ve görüşü kendine kalkan yapmaya devam edeceklerdir.  Mesele şahıslarda değildir. Bütün mesele soygun düzeninin varlığını sürdürmek isteyenlerin siyasetteki varlığı ve ağırlığıdır. Mesele CHP’nin AK Parti gibi Manavgat’ta aklı, bilimi, rasyonelliği, hukuku, adaleti, şeffaflığı, hakkaniyeti ve insafı dışlayan uygulamaları, siyaseti kazanma ve kaybetme alanına sıkıştırmasıdır. Unutmayalım ki siyaset zenginleşme ve ikbal tahtına oturma alanı değildir. Siyaset iyiye, doğruya, güzele ulaşma da ve hepsinden de önemlisi “Hakkı Hakim Kılma” da ve devleti “Aşkın” hale getirme de kullanılabilecek bir araçtır. Halkçı Belediyeciliğin çöplüğünde gezininceye kadar Manavgat’ın yağmalanmasını durdurmaya çalışmak zannımızca çok daha isabetli olacaktır.

Kalın sağlıcakla.

Ömer Kaçmaz/gezgin adam




Bu haber 918 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI